OECD Toplantısından Notlar-2: Pişmanlık Programlarında Marker Sistemi

Ali DEMİRÖZ
Rekabet Kurumu
Kıdemli Koordinatör V.
ademiroz@rekabet.gov.tr

 Zeynep ŞENGÖREN
Rekabet Kurumu
Rekabet Uzmanı
zsengoren@rekabet.gov.tr
 
 

Pişmanlık programları günümüzde, kartellerin tespiti ve ortaya çıkarılmasındaki en önemli araçlardan biri olarak kabul edilmektedir. Bu programlar, teşebbüslere verilecek para cezalarında indirim yapılması veya hiç ceza verilmemesi yoluyla teşebbüslerin rekabet otoriteleri ile işbirliği yapmasını teşvik etmekte ve böylelikle doğası gereği gizli gerçekleştirilen kartellere ilişkin ilk ağızdan bilgi edinilmesine yardımcı olmaktadır. Pişmanlık sistemlerinin rekabet otoriteleri bakımından bahsedilen önemi; onları hem ulusal hem de uluslararası toplantılarda gündem maddelerinden biri haline getirmektedir. Nitekim OECD Rekabet Komitesi’nin Aralık ayı içerisinde gerçekleşen toplantısında pişmanlık programlarında “marker sistemleri” konulu bir yuvarlak masa toplantısı düzenlenmiştir. 

Marker sistemi, pişmanlık programına başvurmak isteyen ancak başvuru aşamasında pişmanlık programından yararlanmak için gerekli delilleri rekabet otoritelerine sunamayan başvuru sahiplerinin başvuru sırasının korunması ve gerekli bilgi ve belgeleri toplaması için ek süre verilmesi uygulamasını ifade etmektedir. Pişmanlık programlarında başvuru sahiplerinin ceza almamasını ya da ne kadar indirim elde edeceğini belirleyen faktörlerin en başında rekabet otoritelerine ne kadar erken başvurdukları hususu gelmektedir. Bu çerçevede, pişmanlık programlarından faydalanacak şirketlerin/şirket çalışanlarının, programa başvurmaya karar vermek ile gerekli bilgileri toplamak arasındaki süreçte sıralamadaki yerlerini kaybetmelerinin önüne geçilerek pişmanlık programlarına yapılacak başvuruların teşvik edilmesi sağlanmaktadır. 

Ülkemizde de Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. ve 9. Maddelerinde hem teşebbüsler hem de teşebbüs çalışanları için pişmanlık başvurusunun tamamlanması için ek süre verilmesi hususu düzenlenmiştir. Bu kapsamda, teşebbüs veya çalışanlarının bilgi ve belge sunarak başvurularını tamamlayabilmeleri için, görevli birim tarafından süre verilebileceği, bunun için kartelin etkilediği ürünleri, kartelin süresini ve kartele taraf olan teşebbüslerin isimlerini sunmaları gerektiği belirtilmiştir. Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmeliğin Açıklanmasına İlişkin Kılavuz’da da sürece ilişkin detaylar açıklanmaktadır. Bu çerçevede, başvuru sahiplerine verilecek süreyi görevli birim bir ayı geçmeyecek şekilde tayin etmekte ve sürenin uzatılması için teşebbüs/teşebbüs yetkililerinin sundukları gerekçeler yine görevli birimce değerlendirilmektedir. 

OECD toplantısında konu ile ilgili yapılan katkılara bakıldığında; otuz dört OECD ülkesinin hepsinde pişmanlık programının uygulandığı ve Danimarka, Estonya, İzlanda, İsrail, İspanya ve İsveç hariç tüm ülkelerde yasal bir marker sisteminin bulunduğu anlaşılmaktadır. OECD üyesi olmayan Çin, Ekvator, Makedonya, Pakistan ve Rusya’da da pişmanlık programları uygulanmakta ancak bu kapsamda bir marker sistemi bulunmamaktadır. Aşağıda ülke uygulamaları; süre alınabilmesi için sunulacak bilgiler, sürenin hangi başvurular bakımından geçerli olduğu ve tanınan sürenin uzunluğu başlıkları altında incelenecektir. 

Süreye Hak Kazanabilmek İçin Hangi Bilgiler Sunulmalı?

Teşebbüs veya çalışanlarına süre tanınabilmesi için sunulması gereken bilgilerin içeriği ülkeden ülkeye değişmekle birlikte ülke uygulamalarını temel olarak tanımlayıcı ve tanımlayıcı olmayan sistemler olarak ikiye ayırmak mümkün görünmektedir.
İlk olarak, Tanımlayıcı olmayan sistemlerde, her bir başvuru için sunulacak bilgilerin içeriğine ilişkin genel geçer bir kural bulunmamakta; otoriteler talep ettikleri bilgileri “yeterli bilgi” ya da “yeterince detaylı bilgi” şeklinde ifade etmekte ve her başvuruyu olay bazında değerlendirmektedirler. Bu sistemi benimseyen ülkeler arasında Avustralya, Kanada, Yeni Zelanda, Singapur ve ABD bulunmaktadır. 

Bununla birlikte, katılımcıların daha büyük bir kısmının tanımlayıcı marker sistemini tercih ettiği ve başvurunun ilk aşamasında hangi bilgilerin sunulması gerektiğinin daha detaylı olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Bu bilgiler arasında; başvuranın ismi, ihlalin türü (fiyat anlaşması, pazar paylaşımı gibi), kartelden etkilenen ürün veya hizmetler, kartelden etkilenen coğrafi pazar, kartelin süresi, kartelin diğer katılımcıları, başvuru yapılan diğer rekabet otoriteleri ve süre verilmesi için geçerli nedenler sayılabilecektir. Talep edilen bilgiler ülkeden ülkeye değişiklik göstermekte; başvurunun ilk aşamasında sunulacak detaylı bilgilerin başvuruları caydıracağı iddia edilebilecek olsa da ciddi olmayan başvuru sahiplerinin elenmesi ve rekabet otoritelerinin gerekli bilgileri elde etmesi bakımından gerekli olduğu savunulmaktadır. Avrupa Birliği, Belçika, Hırvatistan ve Slovakya ve Güney Afrika’da süre verilmesi için geçerli neden aranırken, Almanya ve ülkemizde böyle bir açıklama gerekmemekte; bununla birlikte ülkemizde verilen sürenin uzatılmasının gerekmesi halinde teşebbüslerden geçerli bir neden sunmaları talep edilmektedir. Yukarıda sayılan bilgilere ilaveten; Litvanya, Ukrayna, Birleşik Krallık ve Norveç; başvuru sahiplerinin süre sonunda sunacakları kanıtların listesini de talep etmektedir. Ayrıca Avusturya, Japonya, Avustralya, Finlandiya, Belçika, Birleşik Krallık, Şili gibi bazı ülkelerde süre alınabilmesi için soruşturmanın belli bir aşamasında başvurulması şartı aranmaktadır. 

Hangi Başvuru Sahipleri Süre Alabilir?

Ülkelerin çok büyük çoğunluğu marker uygulamasının sadece ilk başvuru sahibi bakımından geçerli olduğunu; devamında gelen başvurular bakımından uygulanmadığını belirtirken ülkemizin de arasında bulunduğu Kanada, Fransa, Almanya, Japonya, Kore, Meksika, İsviçre ve Birleşik Krallık gibi ülkelerde ikinci ve devamındaki pişmanlık başvuruları bakımından da marker sistemi uygulanmaktadır. 

Sürenin Uzunluğu Ne Kadar?

Rekabet otoritelerinin teşebbüslere kanıt toplamak için tanıdıkları sürelere bakıldığında Belçika, Finlandiya, İtalya, Birleşik Krallık gibi ülkelerde sürenin örnek olay bazında değerlendirildiği, Japonya’da iki hafta; Hindistan, Kore ve Portekiz’de on beş gün; Avustralya, Yeni Zelanda’da yirmi sekiz gün; Türkiye, Kanada, ABD’de otuz gün/bir ay; Avusturya, Almanya’da sekiz hafta süre verildiği görülmektedir. 

OECD İş ve Sanayi Danışma Komitesi (The Business and Industry Advisory Committee to the OECD-BIAC), ülke uygulamalarının birbirinden farklılıklar içermesi sebebiyle birden fazla ülkeye yapılacak pişmanlık başvuruları yerine başvurunun tek bir merkeze yapıldığı ve ilgili tüm ülke uygulamaları bakımından geçerli olduğu bir sistem önerisi getirmiş olsa da bu önerinin uygulanabilir olmadığı düşünülmektedir. 

Sonuç olarak ülkelerin genelinde başvuru sahiplerine kanıt toplamak için süre verildiği; bununla birlikte süre verilmesi için başvuru sahiplerinin ilk aşamada sunması gereken bilgilerin, tanınan sürenin uzunluğunun, sonrasında başvuranlar bakımından da süre tanınıp tanınmadığının ve süreye otomatik olarak hak kazanılıp kazanılmadığının ülkeler bakımından farklılık gösterdiği anlaşılmaktadır. 

*Çalışmada yer verilen görüşler yazara ait olup Rekabet Kurumu ya da Rekabet Kurulu açısından bağlayıcılığı bulunmamaktadır.